• “O soylu oyuncuyu getirdiler/ süslesin diye trajedi sehpasını:/ Etrafındaki silahlı birlikler/ Kanlı elleriyle alkışladılar/ O unutulmaz sahnede ne çirkin bir söz işitildi ondan/ Ne de bayağı bir davranış görüldü”. Andrew Marvell

  • le poète regarde...

  • Doğumum’un günü; ölümüm’ün günü: ey el değmemiş sayfa! “Beyaz’lar ilk ve son anlamlı seslerdir” diyordu reb Ouadish. Ve reb Salsel: “Tanrı’nın dilini unuttuk. Bütün zamanlarda bu unutma bizim parşömenimiz oldu.” Edmond Jabés

  • Deniz görmemiş bir tekne gibi canı sıkılıyor ahşap çocukluğumun gövdesi, sizinle dilden dile su olmak arzusuyla mahcup oluyorum, yaprağını düşüren güz sıkıntısı, ten sıcaklığına dönüşüyor, sarı sabır kalbimiz bilge, budala yüzümüz aşka sarkıyor, şiir İstanbul’da şımarıp Erzincan’da efendi bir rüzgâra taşınıyor, kırılgan bir adam, kristal, mavi bir şiirle sevişiyor... Engin Turgut

  • Şiirsel sözün açığı uçurumda mutlak bir kusursuzluk vardır. Kendi uzaklığına yaptığı her müdahale aslında dilin kayıtsızlığına bir müdahaledir. Şiir kendi ağının ipliğini bu uçurumdan toplarve kendisini kusacakbir rahim arar.

NOLİ ME LEGERE
- non theātrum, sed poēsis discimus - 
I
Plath diye bir acı kopuyor içinde.
Ölülerde yaşayan gizdir susku. Bunu bilerek
susuyorsun, bedenin akıyor ölüme, önüme.
Ölmedin, bunu biliyorsun, yettiği kadar ölmedin.
Önünden geçen şu ırmak kadar gebesin ölüme.
Gebesin seni doğuran tüm piç yalnızlıklara,
rahminde kendi çocuğunu boğan bir anne
kadar gebesin ona.

Etiketler: ,

carte postale

bir Elsa’nın gözleri vardı sebepsiz bir yerlerden
ağrımıza akan, bir de senin güz kırığı gözlerin.

sen içimdeki bozbulanık ayna, puslar içindeki yüz
seğirten gözler içerisinde hedefini vuran tek ok.

yaralarım sessizliğim: kalbin ağırlığı puslu heceler atlası
unuttuğum heyecanlar kadar mürted ve mutedil aşkın.

Etiketler: